image

Melih'in Yolundan Verşan'ın ODTÜ'süne Kurtuluş Nerede?

Okulumuzun gidişatı memleketin gidişatından bağımsız değildir.

Eren Orhan 27-04-2018

ODTÜ’nün başında şu ara üç büyük bela var. Biz bu üç büyük belaya verilecek tek büyük cevabı arayacağız.

Birincisi sermaye ve mevcut iktidar aklını bir üniversitede hâkim kılmaya çalışan üniversite yönetimi ve üniversiteye baktığında koskoca bir şirketten başka bir şey göremeyen teknokrat rektörümüzdür.

Hani şu Hürriyet’e verdiği röportajda ‘’ODTÜ’yü başka yönleriyle tanıtmak istiyoruz’’ diyen var ya ondan bahsediyoruz.

Hangi yönünü kastediyor dersiniz kendisi... ‘’Bilimci’’ yönü...

Bunların ‘’bilimcilikten’’ kastı çok açıktır. Bilim onlar için bir işi en kısa zamanda, en az maliyetle en iyi şekilde yapmanın yolunu nasıl bulurumun cevabıdır. İşletmeciliktir ve verimlilikciliktir... Emekçi düşmanlığıdır… Sermaye yandaşlığıdır...

Bizim için ise doğayı, insanı ve hayatı en gerçekçi biçimde nasıl anlarımın ve en güzel şekilde onu nasıl değiştiririmin cevabıdır. Hiç çekinmeden söylemeliyiz. Aydınlanmadır... Devrimciliktir...

İkincisi eline geçen her fırsatta ODTÜ’nün maddi ve manevi varlığına yani o güzel coğrafyasına, temsil ettiği ilerici değerlere ve verdiği – onun belirttiği gibi söyleyelim hadi- ‘’sol’’ mücadele geleneğine saldıran sağcı ve piyasacı belediye başkanımızdır.

Yine bir yol projesiyle dayandı kapımıza kendisi.

Hadi hemen toplaşalım savunmak için; ODTÜ’nün ormanları Ankara’nın akciğerleriymiş. Hadi hemen karşı çıkalım ağaçlar kesilecek, çiçekler ve böcekler ölecekmiş. En iyisi yeşili sevenler ordusu kurup üzerine yürüyelim gri kafalıların. Çünkü en kapsayıcı bu. En kalabalık anca siyaseti işin içine karıştırmadığımızda oluruz.

Düşüncesi, duruşu yok. Yani silahı yok. Adlı adınca kalabalık... Yeniliriz...

Şımarıklığı bırakmamız gerekiyor. Memleket yangın yerine dönmüşken, aydınlanmacı, eşitlikçi ve devrimci değerlerinden arındırılmış bir ‘’ODTÜcülük’’ ahmaklık olacaktır.

Biz ODTÜ’yü ODTÜ olduğu için değil, ODTÜ tarihi boyunca her türlü geri olanın ve pisliğin karşısında en ileriyi ve güzeli tüm ülkeye dair bir iddiayla savunduğu için onu savunuruz.

Kente baktığında betondan başka bir şey görmeyen siyasi iktidarla mücadele etmeden...

Ağzından sular aka aka yapılması planlanan yolun köşesine dikeceği AVM’yi düşünen sermayedarlarla kavga etmeden...

Piyasacılığa sövmeden...

Yeniliriz...

Çok açık olalım.

Üçüncüsü ODTÜ’nün kendisidir.

Düşmanlarının kendine biçtiği olumlu sıfatları dahi kalabalıklar toplama uğruna bir köşeye iten ODTÜ muhalefetinin kendisidir.

Rektör diyor ki benim ODTÜ’nün devrimci geleneğiyle derdim var. Gökçek diyor ki bu yola karşı çıkanların kafası soldan çalışıyor.

Yahu şu ikisinin söylediğini örgütlü bir şekilde söyleyemeyecek miyiz? Evet...

Çok basit.

Bu meseleye dair bir ODTÜ’lünün derdi tasası yol yapıldıktan sonra hafta sonu yeşillikler içinde koşu yaptığı bir vadiyse o yol yapılır.

Bir ODTÜ’lünün derdi yolun geçeceği bölgede kuş gözlemi yapamamaksa o yol yapılır.

Ve bizler de bu benmerkezci dertleri tasaları olduğu gibi alıp direnişimizin motto’su yaparsak, o yol yapılır.

Yani ülkenin bütün güzelliklerini el ele verip yok etmiş siyasi iktidar ve sermaye senin ‘’kurtarılmış’’ bölgene sokulmaya başladığında, aman benim ormanım, çiçeğim, böceğim, hafta sonu eğlencelerim, pikniğim, gölüm dersen o yol yapılır.

Cevabımız şudur:

Okulumuzun gidişatı memleketin gidişatından bağımsız değildir. Başımızdaki rektör de, belalımız Gökçek de gücünü mevcut siyasi iktidardan almaktadır. Artık memleketi AKP’den ve sermayeden kurtarmaya çalışmadan bir okulu kurtarmanın yolu kalmamıştır. Artık herkesin kendince işin ucundan tuttuğu rastgele bir direniş çözümsüzdür. Çözüm iyinin ve güzelin etrafında kader birliği etmiş devrimci bir örgütlülüktür.

Belki ‘’ODTÜ’lülerin’’ zoruna gidecek ama kurtuluş yok tek başına...

image

Eren Orhan

Sosyalist Düşünce Topluluğu

0 Yorum

Yorum ekleyebilirsiniz